VİRÜSLERİN KEŞFİ

10 Ağustos
Yorum Yok

​


19. 

yüzyılın ikinci yarısı bakımından birçok hastalığın faktörünün mikroorganizmalar bulunduğu anlaşılmıştır. 

Louis Pasteur ve Robert Koch gibi kimi lider bakteriyologlar, insan ve kültür hayvanlarının başına bela olan birçok hastalığın faktörü patojenleri izole etmeyi başarmışlardır. 

Ancak kimi hastalıkların faktörleri biyologların bütün gayretlerine rağmen anlaşılamamıştır. 

1796’da Edward Jenner çiçek hastalığına yakalanmış birinin cerahatli bölümünde bulunan bir şeyin, sıhhatli kimselerde de rahatsızlığa kapı araladığını üstelik ineklerde görülen çiçek lezyonlarından hazırlanan aşıların insanlarda normal çiçek hastalığına karşı bir mukavemet oluşturduğunu saptamıştır. 

Ancak enfektif bir faktörü bulamamıştır. 

Çok henüz ehemmiyetli bir tecrübe ise, tütünlerde mozaik hastalığı üstüne çalışmalar yapmış Rus biyolog Dmitri Ivanovsky doğrulusunda 1892 seneninde yapılmıştır. 

Bu rahatsızlığa yakalanan bitkilerde yapraklar kıvrılmakta ve üzeri benekli bir görüntü alabilmektedir. 

Eğer hastalıklı bir bitkinin suyu ekstrakte edilip sıhhatli bir bitkiye sürülecek olursa tütün mozaik hastalığı oluşmaktadır. 

Ama ekstrakte edilen bu su sıhhatli yapraklara sürülmeden evvel kaynama noktasına yakın bir derecede ısıtılacak olursa herhangi bir bulaşma olmaz. 

Bitki özsuyundaki bir maddenin bu rahatsızlığa kapı araladığını düşünen Ivanovsky, hastalıkla bir bitkinin özsuyunu bakterileri ayırmak emeliyle porselen filtreden geçirmiş ve filtre edilen bu suyu sıhhatli bitkilerin yapraklarına sürmüştür. 

Tahmininin aksine bitkilerde mozaik hastalığı oluşmuştur.

Bu vaziyet sebep olmuştur? Ivanovsky, iki ihtimal üstünde durmuştur. 

Ya enfekte olmuş bitkilerdeki bakteriler toksinler salgılamaktadır veyahut bu rahatsızlığa kapı aralayan bakteri türü malum bütün başkalarından henüz ufak yapıdadır ve porselen filtreden hiç zarar görmeden geçebilmektedir. 

Ivanovsky, ardından yaptığı çalışmalar neticeninde filtrede kalan enfekte materyalin yeni konaklarda da rahatsızlığa kapı araladığını anlamış ve ikinci görüşünün başka bir deyişle defa ufak kimi bakterilerin var bulunduğu düşüncesinin doğru olduğunu anlamıştır. 

Daha sonraları uygulanan incelemeler bu gibi birçok nebat ve hayvan hastalığının faktörü olan ajanların porselen filtreden geçebilecek ve en teknolojik ışık mikroskoplarında bile görülemeyecek kadar ufak olduklarını göstermektedir.



Bu mikrobial ajanlara süzülebilir virüsler veyahut kolaylıkla virüsler adı verilmiştir (bu sözcük Latince ” zehir” mananına gelmektedir). 

Bugün de bunların defa ufak bakteriler bulunduğu tahmin edilmektedir. 

Ancak kimi ilerlemeler virüslerin bakterilerden epey değişik yapıda olduklarını düşündürmektedir. 

Bir kere bakterileri üretmede sarfedilen yöntemlerin hiçbiri ile virüsler kültüre alınamamaktadır. 

Yine, virüsler bakterilerin tersine içki süspansiyonlarından geçirildiklerinde mikrop güçlerini kaybetmemektedirler. 

1935’de Rockefeller Enstitüsü’nden W. M.


 Birebir eşleşme. 1935’de Rockefeller Enstitüsü’nden W. M. Stanley, tütün mozaik virüsünü izole etmeyi ve kristal haline getirmeyi başarmıştır, böylece bakteri ve virüslerin birbirlerinden farklı şeyler oldukları anlaşılmıştır. Eğer kristaller tütün bitkisine verilirse aktif hale geçmekte, çoğalmakta ve hastalık oluşturmaktadırlar. Virüslerin kristalleşebileceğinin anlaşılması bunların bildiğimiz anlamda hücre olmayıp çok daha basit kimyasal varlıklar olduğunu göstermiştir.

YORUMLAR
Hiç yorum yapılmamış
© 2018 Yekten.NET Tüm hakkı saklıdır izinsiz kopyalanamaz...